Láncszemek yani Zincirler Macar yazar Frigyes Karinthy‘nin pek meşhur kısa hikayelerinden biridir. Karinthy XX. yüzyılın başlarında gezegendeki küreselleşme eğiliminden etkilenerek gezegen üzerindeki iki farklı kişi arasında araya en fazla beş kişi sokarak irtibat kurmanın mümkün olduğu fikrini Láncszemek hikayesi ile ortaya atmıştır1. Láncszemek hikayesi sosyal bilimlere Stanley Millgram’ın miras olarak bıraktığı altı derecelik ayrılık kuramı veya küçük dünya kuramı olarak bilinen kurama ilham kaynağı olmuştur, daha doğrusu 2015’te konuk araştırmacı olarak çalışma fırsatı bulduğum Universitas Europae Centralis Ağ Bilimi Merkezi’nin öncü bilim insanı Prof. Barabási öyle iddia etmektedir2. İnsan ilişkilerinden meydana gelen zincirler ile bugün dünya olduğundan daha küçük gözüküyor, bilhassa çevrimiçi sosyal ağların bu denli yaygınlaşmasıyla; peki öyle mi?
XX. yüzyılın başlarında tüm ikonik şehirlerde olduğu gibi Budapeşte de kafe sosyetesi (café society) kültürü kendini gösteriyordu3. Kafe sosyetesi özünde dönemin önemli karakterlerinin müdavimi oldukları kafelerde sosyalleşmeleri sonucu topluluklar oluşturmaları üzerine türetilmiş bir terim. Farklı niteliklere sahip bu önemli karakterler birlikte kültürel öğeler üretip-tüketerek dönemin ana-akım kültürel eğilimlerine kayda değer seviyede yön vermişlerdir. Karinthy, Károlyi utcadaki Central Kávéház’ın müdaviymiş4; bu kafe onun hem sosyalleştiği hem çalıştığı hem de ilham aldığı bir mekân. Bugün Central Kávéház’a gittiğinizde duvarlarda Kafe Sosyetesi’nin önde gelen isimlerinin fotoğraflarını görüyorsunuz. Karinthy’nin eserleri ile yeni tanıştığım 2015 senesinde bu kafede otururken bir yandan duvardaki fotoğraflara dalıyor bir yandan Budapeşte’de Karinthy ile aynı dönemin önemli isimlerinden Ağ Bilimi’nin gelişmesinde kritik katkılar sunan Erdös’e atfedilen Erdös numarası5 üzerine kafa patlatıyor bir yandan Karinthy ile Erdös aynı dönemlerde Budapeşte’de yaşadığı için acaba tanışmışlar mıdır, birbirlerini etkilemişler midir diye kendi kendime soruyordum. Karinthy’nin mizah ve bilimkurgu konusunda usta olduğunu düşünce bugün hâlâ mümkün gibi gözüküyor. Belki beraber kahve yuvarlamışlardır, belki Erdös ağ biliminden bahsetmiştir, belki o an için bilimle çözümleyemedikleri soruları Karinthy’e yöneltmişti, Karinthy de kurguyla çözümlemeye girişmişti. Karinthy – Erdös ilişkisi bu şekilde zihnimde tepinirken Prof. Barabási, Láncszemek hikayesi üzerinden Karinthy – Milgram ilişkisi ile zihnimdeki tepinmelerin dozajını arttırmıştı.
Karinthy Láncszemek hikayesinde dünya üzerindeki herhangi biriyle beş kişiyi aracı kılarak irtibat kurulabileceği fikrini ortaya atar ve bu fikri bir oyuna dönüştürür. Stanley Milgram da Küçük Dünya Deneyi6 adını verdiği çalışmasında Karinthy’nin hikayesinde kullandığı oyunu andıran yaratıcı bir deney tasarlar. Deney toplumu bir ağ olarak değerlendirmektedir ve toplum ağını meydana getiren kişiler arasındaki ortalama mesafeyi bulmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Amerika Birleşik Devletleri’nde Omaha ve Wichita şehirlerinde rasgele seçilen kişilerden Boston’daki bir kişiye posta yoluyla ulaşılması istenmiştir; deneyin yönergesine göre eğer hedef adresteki kişi tanınıyorsa doğrudan posta atılabilir, tanınmıyorsa tanıma ihtimali olan birine posta iletilecektir ve o kişi yönergeye uygun olarak postayı hedefe iletmeye çalışacaktır. Deneyin sonucunda ortalama yaklaşık 5 aracı kullanarak ağın bir ucundan diğer ucuna ulaşılmıştır; aynı Láncszemek’te Karinthy’nin iddia ettiği gibi. Küçük Dünya Deneyi ile Láncszemek arasındaki benzerliğe Milgram’ın Nazilerden kaçan Macaristan göçmeni bir ailenin oğlu olduğunu da eklersek Prof. Barabási’nin Milgram’ın Karinthy’den etkilenme iddiası da mümkün gibi gözüküyor.
Láncszemek 1929’da ve Küçük Dünya Kuramı 1967’de küreselleşme ile gitgide daha girift biçimde birbirimizle ilişki ağları ördüğümüzü bize hatırlatıyor ve umutvar bir tonda bu ağ dahilinde birbirimize dokunabileceğimizi söylüyorlar. Milgram’ın deneyi Karinthy’nin edebi yaratıcılığıyla yarışacak düzeyde akademik bir yaratıcılık barındırsa da bu deneyin üzerine öforik biçimde “Küreselleşen şu gezegende doğru aracılarla dilediğime erişebilirim” demek yerine şüpheci kalarak “Peki insanlar mesajı iletmeyi neden tercih etsin?” diye sormayı tercih ettim. Milgram’ın deneyi incelendiğinde belki binlerce katılımcı için mektup bastırdılar, yüzlercesi daha en baştan oyuna katılmayı reddetti, oyuna katılmayı kabul edenler aracılara mesajı ilettiler ancak benzer şekilde çoğu oyuna katılmadı ve mesajı iletmemeyi tercih etti; sonuçta katılım pek çok olsa da hedefe erişen mesaj pek az kaldı.
Küreselleşme günümüzde Karinthy ve Milgram’ın dönemi ile kıyaslanamayacak düzeyde daha da giriftleşti ve daha da giriftleşmeye devam ediyor. Milgram’ın deneyindeki posta servisinden çok daha karmaşık iletişim ağlarına sahibiz örneğin Twitter‘da kullanıcıların kurduğu devasa ağın bir üyesinden diğerine ulaşabilmek için gereken aracı sayısı ağ genişledikçe 3’e doğru geliyor7. Twitter gibi çevrimiçi sosyal ağların yaygınlaşmasıyla deneyimlediğimiz bu karmaşık iletişim ağları sonucunda yaşadığımız toplumsal ağ olduğundan daha sıkı sıkıya bağlanmış bir ağ gibi gözüküyor. Sanki sosyal medyada ürettiğimiz bir mesajı birkaç kişi paylaşsa herkes görecekmiş gibi geliyor; ancak Láncszemek yalnızca bir hikaye gerçekte çoğunlukla koskoca bir ağın içerisinde var olan çok dar kesimlere erişebilen bireyleriz. Elbette yeterli sayıda ve doğru ilişkilere sahip bireyler mesajınızı iletirse geniş kitlelerin mesajınıza erişmesi mümkün ancak bu fenomenin gerçekleşme olasılığı düşük. Prof. Barabási Web dahilinde en çok erişilen içeriklerin toplam üretilmiş olan içeriklerle kıyaslandığında bir azınlık teşkil ettiğini vurgular yani Pareto dengesine ya da başka bir deyişle güç kanuna dikkat çeker. Girift iletişim ağları dahilinde mesajların geniş kitlelere erişmesi Láncszemek’deki gibi zincirler oluşturarak mümkün gözüküyor; ancak mesele insanların bu zincirleri oluşturmasını tercih etmelerini sağlamak…
1 Karinthy’nin Láncszemek hikayesi 1929 basımı “Minden másképpen van.” yani “Her şey farklı.” kitabında bulunan hikayelerden biridir, Türkçe çevirisi için aşağıdaki “indir” tuşunu kullanabilirsiniz:
2 Barabási, Albert-László (2002). Linked: The New Science of Networks. Perseus Books Group.
3 Bugünün Üçüncü Dalga Kahveciliği ile karıştırılmaması gerekir. Kahve sosyetesi kültürünün yanında bugünün salgınlaşan kahve dükkanları köy kıraathanesi olarak kalırlar.
4 Karinthy, Frigyes (2008). A Journey Round My Skull. The New York Review of Books, Inc.
5 Paul Erdös bildiğim kadarıyla tarihteki en üretken matematikçidir. Çok fazla makale yayınlamıştır, çok fazla kişiyle ortak çalışmalar yürütmüştür. Erdös sayısı olarak bilinen kavram ise bir çizgedeki bir aktörün ağın merkezindeki aktör ile arasındaki mesafeyi (daha doğrusu en kısa patikayı) betimlemek için kullanılmaktadır. Erdös’ün kendisi merkezde olduğu için 0 Erdös sayısına sahiptir, Erdös ile makale yazan birinin Erdös sayısı 1’dir, Erdös ile makale yazan biriyle makale yazmış olan birinin Erdös sayısı 2… Benzer şekilde Hollywood aktörleri ağı için oyuncu Kevin Bacon’ı merkeze alarak Bacon sayısı da kullanılmaktadır.
6 Travers, Jeffrey ve Milgram, Stanley (1969). An Experimental Study of the Small World Problem. Sociometry, Vol. 32, No. 4, pp. 425-443. Erişim Tarihi: 26 Mayıs 2020 Erişim Adresi: https://snap.stanford.edu/class/cs224w-readings/travers69smallworld.pdf
7 Bakhshandeh, R., Samadi, M., Azimifar, Z. ve Schaeffer, J. (2011). Degrees of Separation in Social Networks. Proceedings, The Fourth International Symposium on Combinatorial Search (SoCS-2011) pp. 18-23. Erişim Tarihi: 26 Mayıs 2020 Erişim Adresi: https://www.aaai.org/ocs/index.php/SOCS/SOCS11/paper/viewFile/4031/4352
Fotoğraf: Terör Müzesi, Budapeşte, 2015.

Yorum bırakın