Akratik Trafik

Published by

on

burak polat

Yeni günü selamlamak için gözlerim pek istekli değil ancak uyanmış olduğum gerçeğini kendimden nasıl saklayabilirim ki. Gözlerim açıldı yeni güne, açıldı açılmasına da yatağa saatler önce atmış olduğum çapadan kurtulmak da pek kolay değil. Düşüncelerin zihnimde tepinmesiyle birlikte kafatasımın içindeki gürültü kabul edilebilir sınırı aştı ve dolayısıyla alelacele yatağa attığım çapayı çektim. Yataktan usulca ayrıldım, silkindim, toparlandım. Şu tepinen düşüncelerden bir kısmını hizaya sokayım diye mavi ışık yayan bir ekranın karşısına geçtim. Ekranda metin imleci yanıyor, sönüyor, yanıyor, sönüyor, yanıyor, sönüyor…

İmleç adeta selektör yapıyor. İmleç sabırsız bir taksici gibi bir yandan selektör yapıyor bir yandan uzun uzun kornaya basıyor. İmleç yanıyor, sönüyor… Trafik diyarının kralı olduğunu sanan taksici gibi miyim? Bir harfi tuşlarsam uzun uzun kornaya basmış mı sayılırım? Şaheseri tek tek tuşlayacacağım derken trafikte tıkılıp kalmayayım. İmleç hâlen selektör yapıyor. Umursamaz bir minibüsçü gibi bir yandan selektör yapıyor bir yandan sıkıştırıyor. Sıkışmış trafikte sürekli alternatif arayışında olan ancak bu alternatif arayışlarında trafiği daha da sıkıştıran bir minibüsçü müyüm yoksa? Bir kelime yazarım sonra silerim olmadı, sonra iki yazarım birini silerim yahut herhangi kelime yazabilecek miyim? Yazmayı yazanlara bırakmak zorunda kalmayayım. İmleç ısrarla selektör yapmaya devam ediyor. Bir kaç adımlık mesafede gıdım ilerleyememekten tükenmiş işinden evine dönmeye çalışan bir şöför gibi bir yandan selektör yapıyor bir yandan küfür ediyor. Hayata dair bağları her geçen gün daha çok koptuğundan kendini tükenmiş hisseden ve trafikte bu tükenmişlikle yüzleşmek zorunda kalan ister beyaz ister mavi yakalı bir işçi miyim ben? Bir cümle yazsam hayatı yakalayabilir miyim? Şu kısa vakti berbat kullandığımı itiraf etmek zorunda kalmayayım. İmleç mola vermiyor, sürekli selektör yapıyor. Kestirme yollara alışmış motorcu kurye gibi birazcık yer versen uzayıp gideceğim diye bir yandan selektör yapıyor bir yandan öfkeyle el kol sallıyor. Neyi nasıl taşıdığımı sorgulamayan bir motorcu kurye miyim ben? Etik olmadan yazsam olmaz mı mesela? Kestirmelerin cazibesine kapılıp sahtekarca travesti metinlere kalmayayım. İmleç yorulmuyor, ısrar ediyor, selektör yapıyor. Sırf arabanın içinde olduğu için dokunulmaz olduğu illüzyonuna kapılmış bir şöför gibi bir yandan selektör yapıyor bir yandan ağzından salyalar çıkarak bağırıyor. İmleç yanıyor, sönüyor… Trafiği meydana getiren milyonlarca aracın birinin içinde yalnızlıktan yorgun düşmüş biri miyim? Bir satır yazmaya kalksam derdimi anlatabilir miyim yoksa öfkeyle bağıran kelimeler mi kusarım? Kafatasımın içinde tepinen düşünceleri metinlere dökeyim derken trafiğin içinde yapayalnız kalmayayım.

İmleç selektör yapıyor, evet. İmleç yanıyor, sönüyor… Ehliyetini yeni almış ürkek bir şöför gibi selektör ile izin istiyor. Her seferinde şu mavi ışık yayan ekrana bakarken devam etmek için imleçle karşılıklı olarak birbirimizden izin istiyor olmayalım? Şimdi fark ettim de düşüncelerimi kayda alacağım derken zihnin trafiğinde sıkışmış kalmayayım. İmleç yanıyor, sönüyor; arada bir şeyler yazıyorum sonra yine yanıyor, sönüyor. Yeni gün böyle eskiyor, imleç selektöre devam ediyor.

Yorum bırakın