Sialia Currucoides yani mavi dağ kuşu Kuzey Atlantik ve Pasifik okyanusu arasında kalan kara parçasını kendine habitat olarak seçmiştir. 2005 baharında bu küçük kuş dikkatimi önce mavi parlak tüyleri ile çekmişti, meraklı simsiyah gözleri ile temkinli biçimde çevreyi tarıyordu ve öterek şarkılar söylüyordu. İstanbul’a dönüş için hazırlanıyorken belki de Missouri’de kaldığım bir yıllık süre içerisinde karşılaştığım en ihtişamlı şey bu küçük mavi kuştu diye düşünüyordum. Havalimanına doğru giderken kafamı cama yasladım ve St. Louis’in o ünlü yapısı Arch’a uzun uzun bakıp 17. yaşımı geçirdiğim Missouri’ye ve Sialia Currucoides’e veda ettim. Benzer tarihlerde Arch’ın altında düşüncelere dalarak şehri terk eden biri daha vardı ki kendisi Sialia Currocoides’i benim gibi gözlemlemekle kalmayıp onu küresel çapta bilinen bir sembole dönüştürecekti. Evet o kişi Jack Dorsey, ve ihtişamlı mavi küçük kuşumuz Twitter.
Yumurta Çatladıktan Sonra Twitter
Jack Dorsey bir podcast teknolojileri firması olan Odeo’nun diğer ekip üyeleri Noah Glass, Biz Stone ve Evan Williams ile birlikte dönemin startup kültürüne kayıtsız kalamayarak ekipce yeni medya ekosistemine Twitter’ı sunmuşlardır. Temmuz 2006’da yayınlanan ilk versiyonundan itibaren mikrobloglama aracı olarak sunulan Twitter bloglama ile anlık mesajlaşma hizmetlerini çevrimiçi sosyal ağ yapısı dahilinde harmanlamaktaydı. Logo olarak seçilen mavi dağ kuşu yani Siala Currocoides gibi kullanıcılar da gerçekleştirecekleri anlık paylaşımlar ile sistem dahilinde özgürce öteceklerdi yani tweetleyeceklerdi, en azından plan bu yöndeydi.
Basına yaptığı açıklamalarda1 Jack Dorsey bilhassa bir bloglama sistemi olan LiveJournal projesinden esinlendiğini vurgulamıştır. Bugün çok da aktif kullanılmayan SMS aracılığıyla mesajlaşma 2000’li yılların başında son derece popüler bir iletişim metoduydu. Jack ve arkadaşları sosyal ağ yapısına sahip bir bloglama sistemi kurgularken günün teknolojik trendlerini de göz önünde bulundurarak sistemin anlık, hızlı ve erişilebilir olabilmesi adına SMS altyapısını da sisteme dahil etmişlerdi. SMS gibi 140 karakter2 limitiyle kullanıcılar kısa mesajlar üretip paylaşacaklar yani tweet atacaklardı; ki milyonlarca insan umdukları gibi sistemi kullandı ve kullanmaya devam ediyor.
Twitter yumurtasından çıktığında kullanıcılarının gündelik hayatlarında olup biteni paylaşmaları için kurgulanmış gibi duruyordu. İnsanlar yedikleri yemeği, gittikleri yerleri, anlık düşüncelerini veya ruh hallerini paylaşıyorlardı. Bir nevi herkes ayrı telden çalıyor ve büyük bir kakafoni içerisinde herkes “ben de burdayım” çığlığı atıyor gibiydi. Herkes konuşuyor, kimse birbirini duymuyordu adeta. Bugün sanki hiç yaşanmamış gibi geliyor ancak Twitter’ın erken dönemindeki aktif kullanıcılar sürekli bir durum güncellemesi gerçekleştiriyorlardı. Anlık kısa blog içerikleri başka ne işe yarayabilirdi ki? Zamanla hem kullanıcılar her şeyi her an paylaşmanın çok da sağlıklı olmadığının farkına vardırlar hem de Twitter bunun çok da zengin içerik niteliği taşımadığını fark etti ve her Silikon Vadisi girişimi gibi kendine kendi iyiliği için müdahale etti. Artık Twitter “Ne yapıyorsun?” diye sormuyordu, “Neler olup bitiyor?” diye soruyordu; kişinin ne yaptığından çok kişinin çevresinde olan biteni diğerlerinin de ilgisini çekecek biçimde öğrenmek istiyordu.
Jack Twitter’ı incir çekirdeğini doldurmayacak enformasyonların kısa ve ani patlaması olarak tanımlamıştı1. Yumurtadan çıkan Twitter’daki gündelik hayattan kişisel anlık paylaşımlar yavaş yavaş kamusal alana temas etmeye ve onu dönüştürmeye başladı. İncir çekirdeğini doldurmayacak enformasyonlar yavaş yavaş bağlam kazandı ve anlamlı enformasyon paketlerine dönüşmeye başladı. Arap Baharı, Occupy Wall Street, Gezi, Şemsiye Devrimi gibi kitlesel hareketlerde Twitter kendini gösterdi. Twitter ana-akım medyaya küresel çapta duyulan güvensizliğin de etkisiyle birlikte kamuyu ilgilendiren enformasyona erişim çerçevesinde alternatif medya statüsü kazandı. Yumurtadan ilk çıkan mikrobloglama aparatı Twitter olgunlaşmak zorunda kaldı ve uçmayı öğrenerek küresel çapta bir haber ağına evrildi.
Kuşlar söyledi.
Bugün gezegene yön veren neredeyse her liderin bir Twitter hesabı var. Trump gibi bir karakter var mesela sabah akşam tweetleri ile küresel çapta siyasetin gündemini meşgul ediyor. Diplomatik temaslar, resmi duyurular, yeni yasalar… Resmi kuruluşlar, resmi kişiler kamuyu ilgilendiren her şeyi tweetlere sığdırıyorlar. Gazeteler seslerini duyurmak, varlıklarını hatırlatmak ve görevlerini hakkıyla yerine getirebilmek için Twitter’dalar. Liderler, markalar, ünlüler özetle varlıklarını sürdürmek için kitleye muhtaç olanlar halka ilişkiler faaliyetlerini sürdürebilmek için Twitter’dalar. Orwell’in ‘’Gazetecilik, birilerinin yayımlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; gerisi halkla ilişkilerdir.’’ sözü Twitter’da hem gazetecilik hem de halkla ilişkiler boyutuyla aynı anda deneyimleniyor. Kimi yayımlayamadığı için Twitter’a yazıyor, kimi yayımı desteklemek için. Twitter geniş kitleler için kişilerarası iletişimi kitle iletişimle başarıyla buluşturduğu için medya ekosisteminin tüm taraflarını bünyesinde topluyor.
Twitter her araç gibi kullanıcısının kullanım niyetiyle şekillenerek yeniden icat edilmiştir. Twitter hem örgütlenme aracı hem de kutuplaşma aracı olarak kullanılmaktadır. Bir yandan toplumsal olaylarda ana-akım medyaya kıyasla çok daha hızlı, zengin ve cesurca haber üretilebilen Twitter bir taraftan kullanıcılar arası kurulan etkileşimler ile dayanışma potansiyeli ciddi bir örgütlenme aparatıdır. Öbür yandan ise Twitter filtre balonları yaratıp tek düze fikirlerin yankılanarak farklılığa tahammülü azalttığı, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çürük enformasyonların yayıldığı ve de şiddeti körükleyerek kitleleri kutuplaştıran bir iletişim ağıdır.
İktidarlar dün iktidarlarını koruyabilmek ve güçlendirebilmek için medyayı kullanıyorlardı. Dün medyada amaçlarına hızlı ve etkili biçimde ulaşabilmek için iktidarların eşik bekçilerini ikna etmesi veya zorlaması yeterliydi. Bir gazetenin sahibi/sahipleri veya yayın yönetmeni/kurulu üzerinde kurulan tahakküm ile yayına müdahale edilebiliyordu, ve hatta halen edilebiliyor. Twitter gibi bir sosyal medyada eşik bekçisi kim peki? İktidarlar uslu duracaklar mı, durmadıklarında Twitter’a nasıl müdahale edebilirler? Belki de her ülkenin ve her siyasi örgütün troll ordusuna sahip olması bundandır. Eşik bekçisinin muğlak olduğu bu sistemde kullanıcıların gündemini belirleyebilmek için bilinçli biçimde üretilen absürt trendler, kamusal alandaki bir tartışmada fikrini beyan edene kim olduğu belli olmayanlar tarafından edilen küfürler… Twitter kullanıcı için duygu ve düşüncelerini özgür biçimde paylaşabileceği bir ortam hayali ile yumurtasından çıkmıştı, şimdi ise kullanıcıyı şiddete sürükleyen, pasifleştiren ve bir halde.
Küçükken ananem bir muzurluk yaptığımda gülümseyerek farkında olduğunu belli ederdi ve nasıl bilebilir ki diye şaşırdığımı anladığında “Kuşlar söyledi.” derdi. “Kuşlar nasıl bilebilir? Acaba camdan beni mi gözetliyorlar?” diye çocuksu bir endişeye kapılırdım, sanki kuşlar aracılığıyla panoptikon’u3 deneyimliyordum. Twitter’ı tasarlarken Jack ve arkadaşları Siala Currocoides’i hedefledi, özgür biçimde merakla etrafına bakan mavi kuşlardan kurulu bir ağ kurmak istediler; belki hala bunun hayalini kuruyorlar. Seneler sonra halen hafızamda kalan Missouri’deki o Siala Currocoides küçük bedeninde büyük bir ihtişamı barındırıyordu, Twitter ise devasa bir bedende gitgide silikleşen bir ihtişama sahip sanki ananeme beni ispiyonlayan kuşlar gibi.
Notlar ve Kaynaklar:
1. Sarno, D. (2009) Twitter creator Jack Dorsey illuminates the site’s founding document. Part I. Los Angeles Times Erişim Tarihi:17.5.2020 Erişim Adresi: https://latimesblogs.latimes.com/technology/2009/02/twitter-creator.html
2. SMS (Short Message Service/Kısa Mesaj Servisi) ile 160 karakterlik bir mesaj üretip hedefe aktarmak mümkündür. Twitter kullanıcı adı olarak 20 karakterlik bir limit ayırıp mesaja 140 karakter bırakmıştır. Twitter kurulduğu yıllarda akıllı telefonlar ilk yıllarını deneyimliyorlardı ve yaygın değillerdi. Mobil cihazlar aracılığıyla en yaygın kullanılan hizmet SMS olduğu için kullanıcıların takip ettiği hesaplardan tweet geldiğinde SMS olarak telefonuna düşmesi projenin sunduğu özelliklerden biriydi. Hatta Mart 2006’da proje şekillendiğinde isim için gerçekleştirilen beyin fırtınalarında “mesaj iletildiğinde birinin cebinde telefonun titreşmesi ile uyanan his” ana odağı oluşturmuş twitch (kıpırdatmak) ve jitter (titreştirmek) kelimelerini de çağrıştırdığı için Twitter tercih edilmiştir. Esasen tweetlerin SMS olarak kullanıcıların mobil cihazlarına iletilmesi hizmeti yenilikçi bir hizmetti ancak mobil cihazların hızlı evrilişi ile akıllı telefonlarda her an her yerde Twitter uygulaması kullanılabilir hale gelince SMS sistemi pek de kullanılmadı. Yine de kısa mesaj servisindeki limit tweetlerin karakter limitini belirlemede bir ölçüt olarak kullanılmaktadır.
3. Mutlak gözetim metaforu olarak Panoptikon esasında Jeremy Bentham’ın 18. yüzyılda tasarladığı bir hapishane modelidir. Tasarlanan hapishane modelinde sekizgen biçimindeki bina hücrelerden ve yapının tam ortasında bulunan bir gözetleme kulesinden oluşmaktadır; kuleden tüm hücreler gözükmekte ancak hücreler kuledekileri görememektedir. Hücrede bulunanlar her daim gözetlendikleri fikrine kapılmaktadırlar, kulede gardiyan olmasa bile. Bilhassa Foucault’nun Discipline and Punish: The Birth of the Prison eserinde kavramın modern iktidar ve gözetim ilişkisi içerisindeki kullanımı ilgi çekicidir.
Görsel Kaynağı: Martin Grasser

Yorum bırakın